SOSYAL HAYAT
 
  Ana Sayfa
  Türkçe Videolu Konu Anlatımı
  Edebiyat Videolu Konu Anlatımı
  ÖSS Soru ve Cevapları
  Edebiyat
  => İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı
  => İslamiyet Etkisindeki Türk Edebiyatı
  => Halk Edebiaytı
  => Aşık Edebiaytı
  => Anonim Halk Edebiyatı
  => Tekke Edebiyatı
  => Halk Edebiyatı Şairleri
  => Divan Edebiyatı
  => Divan Edebiyatı Şair ve Yazarları
  => Edebi Sanatlar
  => Edebiyatımızda İlkler
  => Uyak(Kafiye)
  => Tanzimat Edebiyatı
  => Servet - i Fünun Edebiyatı
  => Fecr-i Ati Edebiyatı
  => Milli Edebiyat Dönemi
  => Cumhuruiyet Dönemi Türk Edebiyatı
  => Cumhuriyet Edebiyatı
  Dil ve Anlatım
  BKM Mutfak
  İletişim
  Türk Edebiyatı Roman Özetleri
  Batı Edebiyatı Roman Özetleri
  Mp3
  Spor Videoları
  İstiklal Marşı
  Uydu Üzerinden Dünyayı İzle
  En Çok İndirilen Programlar
  Tarihde Bugün
  Hava Durumu
  İddaa Canlı Sonuçlar
  Dünyanın Yedi Harikası
  Şans Oyunu Sonuçları
  Fıkra ve Bilmeceler
  Günlük TV Dizi Saatleri
  Ziyaretçi defteri
  MSN Nickleri ve İfadeleri
  Süper Lig Puan Durumu
  Gazete Yazarları
  Oyunlar
  Bilgi Yarışması
  Komik Şiirler
  Recep İvedik 2 Fragman
  Mp3 Dinle
  Türkiyenin En İyi Takımı Anketi
  Dönem Ödevleri
  Takım Avtarları
  Üniversiteler
  Komedi
  Galatasaray
  Beşiktaş SK
  Fenerbahçe
  Trabzonspor
  Kilo Hesaplama
  Öss Deneme Sınavları
  Meslekler
  Video Klipler
  Resim Galerisi
  Anıtkabir
  TC Kimlik No Sorgulama
  Canlı Tv İzle
  Günlük Burçlar
  Okul Bölümlerine Göre Melekler
  NBA VİDEOLARI
  İstanbul Trafik Durumu
  Türk Filmleri
  Matematik Videolu Konu Anlatımı
  Tarih Videolu Konu Anlatımı
  Mizah
  Vizyon Filmleri
  Bilgisayar Dersleri
  Amatör 2. Küme
Servet - i Fünun Edebiyatı

…Türk Edebiyatının Dönemleri…
(Servet-i Fünun)

Servet-i Fünun Döneminin Genel Özellikleri

1) ‘Sanat için sanat’ ilkesine beğlıdırlar.
2) Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir.
3) Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.
4) Onlar ‘her şey şiirin konusu olabilir’ görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siayasal baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gündelik yaşamın basit konularına eğilmişlerdir.
5) Şiirde ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.
6) ‘Sanatkârâne üslup’ ve yeni bir ‘vokabüler’ (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir dil kullanmışlardır.
7) ‘Kafiye kulak içindir’ görüşünü benimserler.

8) Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.
a) Batı’dan aldıkları ’sone’ ve ‘terza-rima’
b) Divan edebiyatından alıp, türlü değişikliklerle kullandıkları müstezat (serbest müstezat)
c) Bütünüyle kendi yarattıkları biçimler

 

9) Şiirde olduğu gibi romanda da (devrin siyasal baskıları nedeniyle) sosyal konulardan uzak dururlar.
10) Romanda, romantizmin kimi izleri bulunmakla birlikte genel olarak realizme bağlıdırlar.
11) Romanda da dil ağır, üslup sanatkârânedir.
12) Roman tekniği sağlamdır.
13) Yazarlar daha çok yaşadıkları ortamı anlatma yoluna gittikleri için konular, İstanbul’un çeşitli kesimlerinden alınmalıdır.
14) Betimlemeler gözleme dayalıdır ve nesneldir.
15) Bu dönem sanatçıları, devrin siyasal baskıları nedeniyle gazetecilik, tiyatro gibi alanlara pek fazla eğilmemişlerdir.
16) Her bakımdan Avrupalılaşmak gerektiğine inanmışlar ve Batının ilim, sanat ve edebiyatından yararlanmaya çalışmışlardır.
17) Dîvan edebiyatı büyük ölçüde zaafa uğratılmış, en ufak bir hamle yapamayacak hale getirilmiştir.
18) “Sanat, sanat içindir” anlayışı hakimdir. Bu yüzden sanatçılar halk yerine aydın zümreye seslenmişlerdir.

19) Ortaya koyulan edebî ürünlerin ağırlık noktasını aşk, tabiat, merhamet, sanatkârın kendi günlük yaşayışı ve yakın çevresi gibi ferdî konular ve psikolojik tahliller teşkil eder.
20) Şiir, hikaye, roman, edebi tenkit, makale ve mensur şiire çok önem verilerek bu türlerde Batılı örneklere ulaşılmış; tiyatro, mizah ve edebiyat tarihi gibi türler sönük kalmıştır.
21) Bu dönem şairleri, Dîvan edebiyatı nazım şekillerinin pek çoğuna yer vermediler. Verdiklerinde ise çok büyük değişiklik yaptılar. Ayrıca Fransız şiirinden aldıkları sone-terza-rimo gibi Batı edebiyatını klasik nazım şekillerini kullandılar.
22) Hece vezni önemsenmemiş, bu vezinle sadece çocuk şiirleri yazılmıştır. Aruza önem verilmiştir. Nazım, nesre yaklaştırılmıştır. Göze göre kafiye değil, kulağa göre kafiye anlayışı benimsenmiştir.
23) En kusurlu yönleri, dil ve üsluptur. “Sanat, sanat içindir” anlayışı ile hareket ettikleri için, konuşma dilinden uzaklaşarak, anlaşılamayan bir dil ile süslü, yapmacık bir söyleyişe yöneldiler.

 

 

 

SERVET-İ FÜNÛN İLE TANZİMAT EDEBİYATI ARASINDAKİ FARKLAR

 

1. Tanzimat Edebiyatı’nda şiirin konusu güzel olan her şeydir, Servet-i Fünûn’da güzel kelimesi kaldırılmış ve şiirin konusu sınırsız bir şekilde genişletilmiştir.
2. Tanzimat‘ta rağbet görmüş olan metafizik ve sosyal konular Servet-i Fünûn’da mühim bir yer tutmaz.
3. Tanzimat Edebiyatı’nda dil ve üslup, Servet-i Fünûn’a göre daha sade ve anlaşılırdır.
4. Tanzimat Edebiyatı’nda tiyatro ön plandayken, Servet-i Fünûn’da şiir, roman ve hikaye ön plandadır.
5. Tanzimatçılar “toplum için sanat” görüşünü benimserken, Servet-i Fünûncular “sanat için sanat” görüşünü benimsemişlerdir.
6. Servet-i Fünûn Edebiyatı Tanzimat‘a göre halktan uzaklaşmıştır. Çünkü, Servet-i Fünûn aydın kesime hitap eder.
7. Tanzimatçılar realizm ve romantizme önem verirken, Servet-i Fünûncular parnasizm ve sembolizme önem vermişlerdir.

Servet-i Fünun Dönemi Gelişmeleri

Servet-i Fünun, daha önce Ahmet İhsan tarafından çıkarılan bir fen dergisidir. Recaizade, 1895 sonlarında derginin başına Tevfik Fikret’i getirir. Tanzimat’la birlikte başlayan edebiyatı Avrupa ruhu ve teknigi içinde yenileştirme hareketi, 1896-1901 yılları arasında, Servet-i Fünun dergisi etrafinda, Recaizade önderliginde toplanan yeni nesille ikinci bir hamle yapmıştır.

Edebiyat-ı Cedide, diğer bilinen ismiyle Servet-i Fünun Edebiyatı, II. Abdülhamit döneminde, Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplanan sanatçıların batı etkisinde geliştirdikleri bir edebiyat hareketidir. Bu hareket 1896′dan 1901′e kadar etkili olmuş ve II. Abdülhamit’in baskı döneminden geçmiştir. 16 Ekim 1901 yılında Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” başlıklı makalenin dergide yayınlanması üzerine dergi kapatılmış, dolayısıyla Servet-i Fünun topluluğunun faaliyetleri de son bulmuştur.

Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, Türk edebiyatında 1860′tan beri devam eden Doğu-Batı mücadelesinin kesin sonucunu (Batı edebiyatının lehine) belirleyen aşamadır. Gerçekten yoğun ve dinamik çalışmalarla geçen bu kısa dönem sonunda Türk edebiyatı, gerek anlayış, gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tamamıyla Batılı bir nitelik kazanmıştır. Bu döneme Servet-i Fünun adının verilmesi bu edebi hareketin Servet-i Fünun dergisinde gerçekleşmesindendir.Adından da anlaşılacağı gibi önceleri ‘fen’ konularını ele alan bu derginin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesiyle dergi, bütünüyle bir edebiyat dergisi haline gelir (7 Şubat 1896).


Divan edebiyatına karşı kurulmasına çalışılan Avrupai Türk edebiyatını ifade için kullanılan ‘Edebiyat-ı Cedide’ (yenilikçi edebiyatçıları) teriminin bu harekete ad olması ise, hareketin bu terimi bütünüyle benimseyip, kendi hakkında da sıkça kullanmasındandır. Bu hareketin 1901 yılında, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği ‘Edebiyat ve Hukuk’ adlı makalesinin II:Abdülhamit yönetimince kışkırtıcı bulunarak, derginin kapatılmasıyla son bulduğu kabul edilir.

 

Bu nesli Ali Ekrem, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf, Tevfik Fikret, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Faik Ali, Celâl Sahir, Hüseyin Suat oluşturur. Sonradan Halit Ziya da bu gruba katılmıştır. Dönem, 2. Abdülhamit’in istibdat dönemidir. Dönemin bu özelliği sebebiyle edebiyatçılar içe dönük davranmış, kişisel konuları, içliliği, aşkı, karamsarlığı, hayal kırıklığını, tabiat güzelliklerini, melânkoliyi ve üzüntüyü işlemişler; toplumsal sorunlara değinmemişlerdir. Adeta yüksek zümre edebiyatı gibidir. Bunda Recaizade’nin büyük etkisi vardır.

Servet-i Fünuncu ve Edebiyat-ı Cedideciler denilen grup, Fransız edebiyatının özelliklerini büyük ölçüde Türk edebiyatına adapte etmeye çalışmışlardır. Fransız realizmi örnek alınmıştır. Tanzimat döneminde başlayan ve benimsenen, dildeki yabancı unsurları ayıklayarak sade Türkçe’ye geçiş hareketi bu devirde durmuş, Arapca ve Farsça kelimelere yeniden itibar edilmeye başlanmıştır.

 

Tanzimatçıların birinci dönem sanatçıları, sanat toplum içindir prensibini benimserken, Servet-i Fünuncular ise Tanzimat’ın ikinci dönemindeki gibi sanat sanat içindir prensibi ile hareket etmişlerdir. Topluluğun üslûbu süslü ve sanatlı; ruh ve ifade tarzı ise Avrupai’dir. Şiirde aruz vezni kullanılmakla birlikte, nazım şekillerinde ve konularda büyük yenilikler yapılmıştır. nazmı nesre yaklaştırmışlar, beyit bütünlüğü yerine konu bütünlüğünü esas almışlardır. Bir cümle birkaç dizede/beyitte tamamlanabilir.

 

Fransız şiirinden alınan sone ve terza-rima gibi şekiller ve serbest müstezat çokça kullanılmıştır. Kafiyede kulak kafiyesi benimsenmiştir. Romanda ve hikâyede batılı anlamda başarılı örnekler verilmiştir. Romanda tahlile ve teferruata yer verilmiş, modern kısa hikayenin ilk örnekleri bu dönemde şekillenmiştir. Roman ve hikâyede olaylar ve kişiler tamamen İstanbul’a, seçkin tabakaya aittir. Romanda realizmden, şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir.

 

Bu dönemde gazetenin yerini dergiler almıştır: Servet-i Fünun, Malûmat, Mektep, Mütalâa, Hazine-i Fünun, Resimli Gazete…

 

Şiir, roman, hikâye, tiyatro, tenkit ve hatırat türlerinde başarılı eserler veren Servet-i Fünun temsilcilerinin en tanınmışları, Şiirde Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin, Süleyman Nazif; Roman ve hikâyede Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu’dur.

 

Servet-i Fünun edebiyatına katılmayarak gene batılı anlayışla eserler verenler arasında Ahmet Rasim hatırat türü ile, Hüseyin Rahmi Gürpınar İstanbul’u anlatan romanları ile yeni Türk edebiyatını desteklemişlerdir. Servet-i Fünun dergisinin 1901’de kapatılmasıyla topluluk da dağılır.



 Servet- i Fünun Döneminin Önemli Temsilcileri

Tevfik Fikret (1867-1915): Recaizade ve Hamit’in tesiriyle batılı şiire yönelmiştir. Servet-i Fünun’un şiirdeki en önemli temsilcisidir. Ilk şiirlerinde ferdî konulari (aşk, acima, hayal kirikligi…) işler topluluktan ayri yazdigi şiirlerde toplumsal konulara yönelir. Bu anlayişla yazdigi şiirlerinde temalar, hürriyet, medeniyet, insanlik, bilim, fen ve tekniktir. Sis, Halûk’un Vedaı, Tarih-i Kadim, Halûk’un Amentüsü adlı şiirlerinde bu konuları işler. Sanatının bu ikinci döneminde dinlere de cephe alır, kutsal olan her şeye karşı çıkar, hatta İstanbul’a dahi küfreder (Sis).

Fikret, aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. Serbest müstezadı geliştirerek serbestçe kullanmıştır. İlk dönemde dili oldukça ağırdır. Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır. Ahenge büyük önem verir. Şiirlerinde şekil bakımından parnasizmin etkisi görülür. “Şermin”, onun çocuklar için ve heceyle yazdığı şiirlerden oluşan bir eseridir.



Şairin, Batılı sanat anlayışını benimsemesindeki en önemli neden lisede edebiyat öğretmeni olan Recaizade Mahmut Ekrem’den etkilenmesidir. Sanat yaşamı iki ayrı dönem içerisinde incelenebilir. Birinci dönem Servet-i Fünun hareketinin içinde bulunduğu dönemdir. Bu dönemde ’sanat sanat içindir’ anlayışıyla ürünler vermesine karşın, yine de toplumsal konuların sınırını (dönemin siyasal yapısına rağmen) zorlamıştır.

 

İkinci dönemde ise (1901′den sonra) toplumsal konulara yönelmiş, ‘toplum için sanat’ anlayışıyla ürünler vermiştir. Türk edebiyatının Batılılaşmasında en büyük pay Tevfik Fikret’indir. Şiirleri hem biçim hem de içerik olarak yenidir. Parnasizmden etkilendiğiaçıkça görülür. Müstezadı, serbest müstezat yapan, nazmı düzyazıya yaklaştıran, beyitin, aruzun egemenliğine son veren hep Fikret’tir.

 

En büyük özlemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun çağdaş medeniyet düzeyine yükselmesidir. Bunu da Batı’dakifen ve teknolojinin ülkeye kazandırılmasıyla gerçekleşeceğine inanır. Ona göre en öenmli varlık insandır. Onların özgürlüklerini ve haklarını savunur. Dinlerin, savaşlara kaynaklık etmesi nedeniyle dinleri bu yönüyle eleştirir. Ülkenin geleceğini gençlikte görür, onlara ve çocuklara büyük bir sevgi ve içtenlikle yönelir. Çocuklar için ilk kez şiirler yazan sanatçıdır.

Ayrıca şair, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan üç büyük sanatçıdan biridir (Diğer şairler Yahya Kemal ve Mehmet Akif‘tir)

 

Eserleri: Rübab-ı Şikeste, Halûk’un Defteri, Rübabın Cevabı, Tarih-i Kadim, Doksanbeşe Doğru

 

 

 

Cenap Şahabettin (1870-1934): Servet-i Fünun’un Tevfik Fikret’ten sonra en önemli şairidir. Asil meslegi doktorluktur. Ihtisas için gittigi Fransa’da tıptan çok şiirle ilgilenerek sembolizmi yakından takip etmiş ve bu akımdan etkilenmiştir. Şiirde kelimeleri müzikal değerlere göre seçerek kullanır.

 

Tıp öğrenimi için gittiği Fransa’da edebiyatla ilgilenmişve sembolizmden etkilenmiştir.Ancak sembolizmi kavramakta yetersiz kalmış, şiirlerinde bol bol istiare kullanmış ve ses uyumuna dikkat etmiştir. Ağır bir dil ve süslü anlatım en belirgin özellikleridir.Şiirlerinde aruzun birden fazla kalıbına, genellikle de karışık kalıplarına yer vermiştir. Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan şari Milli Edebiyat‘la başlayan dilde sadeleşme çabalarına karşı çıkar. Aşk ve doğa en çok işlediği konulardır.

 

Dili oldukça ağırdır. Bilinmeyen Arapca ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanır. Duygu ve hayal yüklü tamlamalar kurar. Serbest müstezadı çok kullanmıştır. Aynı şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanmıştır. Aşk ve tabiat değişmez konularıdır. Sanatı, sanat, hatta güzellik için yapmıştır. Bolca semboller kullanmış, tabiatla iç dünyanın kompozisyonunu çizmiştir.

 

Düz yazıları da vardır: Hac Yolunda, onun gezi yazısıdır. Suriye Mektupları ve Avrupa Mektupları da gezi türündedir.
Diğer nesirleri: Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri (kendi vecizeleri)
Tiyatro eserleri: yalan (dram), Körebe (komedi)

 

 

 

Halit Ziya Uşaklıgil (1867-1945): Servet-i Fünun’un roman ve hikâyede en ünlü edebiyatçısıdır. Süslü, sanatlı ve ağır bir dili ve üslûbu vardır. Batılı anlamdaki ilk romanları yazmıştır. Realizmden etkilenmiştir. Romanlarında aydın kişileri anlatır. Mai ve Siyah’taki Ahmet Cemil, Servet-i Fünun sanatçısının temsilcisidir. Kahramanları yaşadıkları çevreye uygun anlatır ve ruh tahlillerine önem verir.

 

Gerek sağlam roman tekniğinin öncülüğü, gerekse realizmin ilk olgun ürünler vermesi bakımından Türk edebiyatına roman ve hikaye alanında büyük katkısı olan sanatçıdır. Anlatımının söz oyunlarıyla yüklü, dilinin oldukça ağır olmasına rağmen yazar, ilginç tipler bulmakta, başarılı ruhsal çözümlemeler yapmakta ve nesnel kişi, çevre betimlemelerinde oldukça ustadır. Konularını İstanbul’un çeşitli kesimlerinden seçer, ancak sosyal sorunları ele almak gibi bir amacı yoktur. Gözleme çok önem verir. Romanlarının konularını genellikle aydı tabakanın hayatından alan Halit Ziya, hikayelerinin önemli bir kısmında halk tabakasının insanlarını, onların yaşayış, adet ve inançlarını anlatmıştır.

 

Hikâyelerinde Anadolu hayatına ve köy ve kasaba yaşayışına, romanlarında yalnız İstanbul’a yer verir. Anı ve mensur şiir türünde eserleri de vardır.

 

Romanları: Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Sefile…
Hikâyeleri: İzmir Hikâyeleri, hikâye-i Sevda, Kadın Pençesi, Onu Beklerken, Aşka Dair…
Hatıraları: Saray ve Ötesi, Kırk Yıl, Bir Acı Hikâye

 

 

 

Mehmet Rauf (1875-1931): Servet-i Fünun romanının ikinci önemli ismidir. Roman, hikâye ve tiyatro türünde eserleri vardır. Romantik duyguları, hayalleri ve aşkları işlemiştir. Sosyal hayata pek yer vermemiştir. Arzu, ihtiras ve aşk maceraları temel konularıdır. Romanlarında psikolojik tahlillere önem vermiştir. Dili sadedir.

 

En önemli eseri Eylül’dür. Roman edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman olarak bilinir. Konusu yasak aşktır. Şahıs sayısı azdır. Psikolojik tahliller başarılıdır.

 

Romanları: Eylül, Ferda-yı Garam, Genç Kız Kalbi, Define, Son Yıldız, Kan Damlası.
Hikâyeleri: Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikâye, Hanımlar Arasında, Menekşe. “Siyah İnciler” ise mensur şiirlerinden oluşur.


Servet-i Fünün ve Fecr-i Ati Edebiyatı
(Testler - Sorular)


1. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun edebiyatının özellikleri arasında yer almaz?

A) Bu dönemde aruz vezni bırakılmış, hece vezni kullanılmaya başlanmıştır.
B) Daha çok bireysel konular işlenmiştir.
C) Beyit hakimiyeti kırılmış anlam bütüne yayılmıştır.
D) Süslü ve söz sanatlarıyla dolu bir anlatım görülür.
E) Batı-dan sone ve terza-rima gibi nazım biçimleri alınmıştır.

 

 

2. I. Arapça ve Farsça kelime ve terkiplerle yüklü ağır bir dil kullanılmıştır.
II. Romantizm ve klasisizmin etkisinde kalmışlardır.
III. Bu dönem sanatçıları tiyatroyu toplumu eğitmek amacıyla kullanmışlardır.
IV. Romanda kişiler ve olaylar çoğunlukla İstanbul-dan seçilmiştir.
V. Yazarlar, romanlarına kişiliklerini yansıtmamışlardır.

Bu özelliklerden hangi ikisi Servet-i Fünun edebiyatı için söylenemez?

A) I. ve II.       B) II. ve III.       C) III. ve IV.

D) IV. ve V.         E) II. ve V.

 

 


3. Aşağıdaki sanatçılardan hangisi Fecr-i Ati edebiyatının temsilcilerinden biridir?

A) Ahmet Haşim
B) Namık Kemal
C) Tevfik Fikret
D) Ziya Paşa
E) Faruk Nafiz Çamlıbel

 

 

4. Aşağıdaki yazar- eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Halit Ziya Uşaklıgil - Aşk-ı Memnu
B) Hüseyin Rahmi Gürpınar - Mürebbiye
C) Mehmet Rauf - Eylül
D) Ahmet Haşim - Hac Yolunda
E) Ömer Seyfettin - Efruz Bey

 

 

5. Yazar, bu romanında herkesçe tanınmış bir şair olmak isteyen Ahmet Cemil-in hayallerini, iç çatışmalarını, hayatın gerçekleriyle yüzleşmesini, Arkadaşı Hüseyin Nazmi-nin kız kardeşi Lamia-ya olan aşkını başarıyla anlatır.

Bu paragrafta sözü edilen yazar ve eseri aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

A) Reşat Nuri Güntekin - Çalıkuşu
B) Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban
C) Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah
D) Halide Edip Adıvar - Sinekli Bakkal
E) Peyami Safa - Sözde Kızlar

 

 

6. Servet- Fünun edebiyatının en büyük şairidir. Önceleri daha çok bireysel konularda yazan şair, 1896-dan sonra toplumsal konulara yönelmeye başlar. -Balıkçılar- -Seza- -Verin Zavallılara- adlı şiirleri toplumsal içerikli şiirleridir. Oğlu Haluk-un üzerine yazdığı şiirlerde onu Türk gençliğinin gelecekteki temsilcisi olarak görmüştür. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanır. Çocuklar için yazdığı -Şermin- de ise hece ölçüsünü tercih eder.

Bu paragrafta sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Cenap Şahabettin
B) Ahmet Haşim
C) Tevfik Fikret
D) Yahya Kemal Beyatlı
E) Cahit Sıtkı Tarancı

 

 

7. Aşağıdakilerin hangisinde ilk psikolojik romanımızın adı ve yazarı bir arada verilmiştir?

A) Eylül - Mehmet Rauf
B) Vurun Kahpeye - Halide Edip Adıvar
C) Hüküm Gecesi - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
D) Küçük Ağa - Tarık Buğra
E) Huzur - Ahmet Hamdi Tanpınar

 

 


8. I. Tanzimat edebiyatına tepki olarak doğmuştur.
II. Sanat şahsi ve muhteremdir görüşüne bağlıdırlar.
III. Arapça, Farsça kelimelerle ve tamlamalarla yüklü bir dil kullanmışlardır.
IV. Belli bir sanat anlayışında birleşemedikleri için kısa sürede dağılmışlardır.
V. Edebiyatımızdaki ilk edebi bildiriyi yayınlayan topluluktur.

Yukarıdaki özelliklerden hangisi, Fecr-i Ati edebiyatının özelliklerinden biri değildir?

A) I      B) II      C) III      D) IV     E) V

 

 

9. Aşağıdakilerin hangisinde sanatçı, eser ve bağlı bulunduğu akım yanlış eşleştirilmiştir?

A) H. Ziya Uşaklıgil Kırık Hayatlar Realizm
B) Namık Kemal Cezmi Realizm
C) Ahmet Haşim Piyale Sembolizm
D) Mehmet Rauf Eylül Realizm
E) Yahya Kemal Eğil Dağlar Parnasizm

 

 

10. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun sanatçılarından biri değildir?

A) Mehmet Rauf
B) Tevfik Fikret
C) Halit Ziya Uşaklıgil
D) Ahmet Mithat Efendi
E) Cenap Şahabettin

 

 


11. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun sanatçılarının Türk şiirine getirdiği yenilikler arasında yer almaz?

A) Divan edebiyatındaki beyit hakimiyetini yıkmışlar, anlamı şiirin bütününe yaymışlardır.
B) Divan edebiyatına ait olan müstezatı, serbest müstezat haline getirmişlerdir.
C) Edebiyatımıza ilk kez sone nazım şeklini sokmuşlardır.
D) Aruz vezinlerini ilk kez müzikalite bakımından değerlendirmişlerdir.
E) Türk şiirinde ilk kez onlar vatan, hürriyet, hak, adalet kavramını işlemişlerdir.

 

 


12. Fecr-i Ati topuluğunun en önemli temsilcisidir. Sembolizm akımdan etkilenmiştir.Kendine özgü uyumlu bir şiir dili, alımlı bir şiir dünyası vardır. Şiirlerinde bir ressam gibi doğayı yansıtan şair, Fransız sembolistlerin etkisi altındadır. O, şiirlerinde renk ve simgeyi başarıyla kullanmış , bütün şiirlerini aruzla yazmıştır.

Bu paragrafta sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ahmet Haşim
B) Halit Ziya Uşaklıgil
C) Mehmet Rauf
D) Tevfik Fikret
E) Ziya Gökalp

 

 

13. Aşağıdakilerden hangisinde Servet-i Fünun sanatçıları bir arada verilmiştir?

A) Tevfik Fikret - Namık Kemal - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
B) Cahit Külebi - Orhan Kemal - Cenap Şahabettin
C) Haldun Taner - Halit Ziya Uşaklıgil - Mehmet Rauf
D) Halit Ziya Uşaklıgil - Mehmet Rauf - Tevfik Fikret
E) Ziya Paşa - Hüseyin Cahit Yalçın - Cenap Şahabettin

 

 

14. Aşağıda verilen sanatçı - dönem eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Ahmet Mithat Efendi - Tanzimat
B) Halit Ziya Uşaklıgil - Servet - i Fünun
C) Mehmet Rauf - Tanzimat
D) Tevfik Fikret - Servet-i Fünun
E) Ahmet Haşim - Fecr-i Ati

 

 

15. Aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğru değildir?

A) Servet- i Fünun sanatçıları eserlerinde Tanzimat sanatçılarına göre daha fazla yabancı kelime kullanmışlardır.
B) Servet-i Fünun sanatçıları dönemin şartları gereği toplum sorunlarına fazlaca yer vermemişler, hayale ve tabiata sığınmışlardır.
C) Servet- i Fünun roman ve hikayelerinde konu genellikle İstanbul dışında geçer.
D) Tanzimat sanatçıları roman ve hikayelerde kendi kişiliklerini gizlemezken, Servet-i Fünun sanatçıları kendi kişiliklerini gizler.
E) Servet-i Fünun sanatçıları da Tanzimat sanatçıları gibi aruz ölçüsünü kullanırlar.

 

 


16. Aşağıdaki eserlerden hangisi Tevfik Fikret-e aittir?

A) Rubab-ı Şikeste
B) Bir Ölünün Defteri
C) Nadide
D) Evrak-ı Eyyam
E) Tamat

 

 


17. Edebiyatımızdaki ilk kusursuz romanları o yazmıştır. Türk edebiyatındaki realizmin en büyük temsilcisidir. Romanlarında konularını aydın çevreden seçerken hikayelerinde sıradan insanların hayatını konu edinir. Roman ve hikaye tekniği çok sağlamdır.Diğer Servet-i Fünun sanatçıları gibi onun da dili oldukça ağırdır.

Bu paragrafta sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tevfik Fikret
B) Namık Kemal
C) Ömer Seyfettin
D) Hüseyin Cahit Yalçın
E) Halit Ziya Uşaklıgil

 

 


18. Aşağıdakilerden hangisi Fecr-i Ati topluluğunun özellikleri arasında yer almaz?

A) Edebiyatımızdaki ilk edebi topluluktur.
B) İlk edebi beyannameyi bu topluluk yayımlamıştır.
C) “Sanat şahsi ve muhteremdir” görüşüne bağlıdırlar.
D) Tanzimat edebiyatına bir tepki olarak doğmuştur.
E) Arapça ve Farsça kelime ve terkipleri çokça kullanmışlardır.

...Yanıtlar…

1) A
2) B
3) A
4) D
5) C
6) C
7) A
A
9) B
10) D
11) E
12) A
13) D
14) C
15) C
16) A
17) E
18) D





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

 
  INFOMELDUNG_LOGINBOX  
Reklam  
   
Videolar  
   
Namaz Vakitleri  
   
Bugün 1 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=