SOSYAL HAYAT
 
  Ana Sayfa
  Türkçe Videolu Konu Anlatımı
  Edebiyat Videolu Konu Anlatımı
  ÖSS Soru ve Cevapları
  Edebiyat
  Dil ve Anlatım
  BKM Mutfak
  İletişim
  Türk Edebiyatı Roman Özetleri
  Batı Edebiyatı Roman Özetleri
  Mp3
  Spor Videoları
  İstiklal Marşı
  Uydu Üzerinden Dünyayı İzle
  En Çok İndirilen Programlar
  Tarihde Bugün
  Hava Durumu
  İddaa Canlı Sonuçlar
  Dünyanın Yedi Harikası
  Şans Oyunu Sonuçları
  Fıkra ve Bilmeceler
  Günlük TV Dizi Saatleri
  Ziyaretçi defteri
  MSN Nickleri ve İfadeleri
  Süper Lig Puan Durumu
  Gazete Yazarları
  Oyunlar
  Bilgi Yarışması
  Komik Şiirler
  Recep İvedik 2 Fragman
  Mp3 Dinle
  Türkiyenin En İyi Takımı Anketi
  Dönem Ödevleri
  Takım Avtarları
  Üniversiteler
  Komedi
  Galatasaray
  Beşiktaş SK
  Fenerbahçe
  Trabzonspor
  Kilo Hesaplama
  Öss Deneme Sınavları
  Meslekler
  Video Klipler
  Resim Galerisi
  Anıtkabir
  TC Kimlik No Sorgulama
  Canlı Tv İzle
  Günlük Burçlar
  Okul Bölümlerine Göre Melekler
  NBA VİDEOLARI
  İstanbul Trafik Durumu
  Türk Filmleri
  Matematik Videolu Konu Anlatımı
  Tarih Videolu Konu Anlatımı
  Mizah
  Vizyon Filmleri
  Bilgisayar Dersleri
  Amatör 2. Küme
Batı Edebiyatı Roman Özetleri
            BATI EDEBİTATI ROMAN ÖZETLERİ


            Don Kişot
Roman’da dönemi biten bir toplum düzenini ye­niden yaşatmanın olanaksızlığını anlatılmaktadır. Romanın mizah, ve yergili bir anlatımı vardır. Ro­man kahramanlarından Don Kişot hayalci, Sencho Panza İse gerçekçi bir tipi anlatmaktadır. Cervantes‘in, Don Kişot romanını yazma amacı, o dönemde çok yaygın olan şövalye romanlarını yermektir. Don Kişot, soylu bir insandır. Okuduğu şövalye romanlarının etkisiyle aklını kaçırır. O romanlardaki gibi gezici şövalye olmaya karar verir. Amacı kötü­lükleri bitirmek ve suçluları cezalandırmaktır. Dulsina adını verdiği kaba, cahil köylü kızını asilza­de biri olarak kabul edip kendine sevgili seçer. Cahil köylü Sancho Panza’y1 uşak edinir. Sıska atı Rossinante’e binerek maceralara atılır. İnsanlara kötülük ettiğine inandığı yeldeğirmenlerine saldırır.


         Hamlet (Shakespeare)


     Hamlet’in babası olan Danimarka Kralı onun iyibir şekilde yetişmesini sağlamak için, felsefe öğrenimi için, Almanya ya okuması için göndermiştir. Anne ve babasının kendisini çok sevdiğini bilen Hamlet, bir gün babasının öldüğünü öğrenir, Bu haberi duyar duymaz hemen Danimarka ya döner. Çok sevdiği ve kendisini de çok seven babasının ölümü onu çok düşündürür ve derinden yaralar. Aradan iki ay gibi çok kısa bir zaman geçmiştir. Annesi Gertrude (Gertrud), amcası Cladius (Kladyus) ile evlenir. Sıra Hamlet’te olduğu halde, amcası hükümdar olur. Bir gün, arkadaşları Horatio (Horasyo) ve Marcellius (Marselyüs) Hamlet’e babasının hayaletinin kale burçlarında dolaştığını haber verirler. Bir gece, kale burçlarında, babasının hayaletiyle konuşan Hamlet, babasının, bir yılan sokması sonucu değil, amcası ve annesinin işbirliğiyle öldürüldüğünü öğrenir; öç alma duygusu içinde gerçeği iyice öğrenmek için kendine deli süsü verir; sarayda babasının ölümüne benzer bir konumun bir tiyatro topluluğunca temsili yoluna gider; kralın heyecanını, davranışlarını izler. Onun, oyunu sonuna kadar izlemeyişi karşısında, yavaş yavaş şüphelerinden sıyrılır. Anne ve amcasına karşı koymaya baslar: Bu olaylardan sonra Hamlet, yurt dışına, İngiltere’ye gönderilir. Amaç, Hamlet’in öldürülmesidir. Ölüm buyruğunu elinde götürürken durumu öğrenerek geri döner. Bu arada, Hamlet’in, nisanlısı, nazir Polonius’un kızı Ophelia (Ofelya), babasının ölümü üzerine, çıldırmış; derede boğulmuştur. Ophelia’nin kardeşi Laertes (Urtls) babasının ve kız kardeşinin öcünü almak üzere Hamlet’e karşı kışkırtılır. Bir kılıç vuruşması hazırlanır. Bunu da Kral ve Laertes birlikte düzenlerler. Ama düzen ters isler: Ucu zehirli kılıç Hamlet’i yaraladığı gibi, Laertes’i da yaralar. zehirli içkiyi de, hiçbir şeyden haberi olmayan Kraliçe içer. Geriye kalan zehirli içki, Hamlet tarafından, zorla Krala içilir. Hepsi ölürler. Durumun halka duyurulması için Horatius ile Lehistan’dan zaferle dönen Fortinbras anlaşırlar.


       Kızıl İle Kara (Stendhal)

Özet:
Romanın kahramanı Julien Sorel, ihtiraslarla dolu bir karakterdir. Mevki kazanma hırsıyla yanıp tutuşan bu gururlu genç, bir keresteci olan babası tarafından hor görülür. Bu, onda devrin aristokratlarına karşı kin beslemesine sebep olur.
Bir papazdan din dersleri alan Julien, daha sonra şehrin belediye başkanı Mösyö de Renal’in çocuklarına Latince dersleri vermeye başlar. Julien ile Madame de Renal arasında duygusal bir yakınlık başlar. Madame de Renal’e imzasız mektuplar gönderilmesi üzerine Julien oradan ayrılmak zorunda kalır.
Daha sonra Julien aristokrat bir çevreye yazıcı olarak girer ve soyluların davranışlarını öğrenir. Yazıcı olduğu ailenin kızı Mathilde ile Julien arasında bir aşk başlar. Mathilde ilk zamanlar kendi sınıfından olmayan birisini sevmiş olmanın acısını çekerse de gençlik ve aşk üstün gelir, gurur yenilir. Kızını bir dük ile evlendirmeyi tasarlayan Mathilde’in babası, kızının ısrarı karşısında geri adım atar, bu evliliğe razı olur. Mathilde’in babası onlara bir servet bağışlar, Julien’e bir soyluluk unvanı sağlar; bir yandan da Renal ailesinden Julien hakkında bilgi ister. Madame Re-nal’den gelen bilgiler üzerine evlilik imkansızlaşır.
Julien gider, Madame de Renal’i kilisede tabancayla yaralar. Hapse atılınca Madame de Re-nal’den başkasını sevmediğini anlar. Julien giyotinle idam edilir. Madame de Renal de bu acıya dayanamaz, hastalanır ve üç gün sonra o da ölür.

 

Stendhal

Fransız edebiyatının önemli romanlarından biri olan Kızıl ile Kara realist bir romandır. Yazar, romanın konusunu gazetede çıkan bir yargılama haberinden almıştır. Eserin yazarı psikolojik ve realist roman çığırının en önemli sanatçılarından sayılmaktadır.

        
             Savaş ve Barış(Tolstoy)

     Roman kahramanları, beş yüze yakındır. Savaş ve Barış adlı eserde Napolyon Savaşları da denen Rus - Fransız Savaşı anlatılmıştır. Romandaki tiplerin tümü hayali değildir. O dönemlerde yaşayarak tarihte rol alan gerçek insanlar da romanda canlandırıimıştir. Ro­man, İki soylu Rus ailesi Rostavlar ile Balkonskilerin yaşamlarını anlatır.
Güzel ve sevimli Nataşa, Nikola Rostav’un kar­deşidir. Nikola Rostov ile Prens Andre iki subaydır. Andre, Nataşa’nın kuzeni Sofia ile mutsuz bir evlilik sürdürdüğünden, ondan uzaklaşmak için orduda görev almıştır. Savaş sona erince, Nikola İle Andre dönerler. Bir gün Andre, Nikola’ya gider ve orada Nataşa’yia karşılaşır. Ona, aşık olur. İkisi evlenmek istese de, Andre’nin babası Nataşa’nın yaşının küçük olmasını gerekçe göstererek, evlifiklerine karşı çıkar. Duruma üzülen Nataşa, Moskova’ya gider. Orada, genç subay Anatola ile nişanlanır ama onun evli olduğunu duyunca intihara yeltenir. Savaş yeniden başlar ve Ruslar büyük bir direniş gösterir. Savaşta yaralanan Andre Rostavların evine getirilir. Tekrar karşılaşan Nataşa ve Andre evlenirler.
          


          Sefiller (Victor Hugo)
        
Jean Valjean ekmek çaldığı için beş yıl kürek cezasına çarptırılmış, birkaç kez kaçmaya kalkıştığı için cezası ağırlaşmış, on dokuz yıl hapiste kalmıştır. Çok kuvvetli bir insan olan Jean Valjean, hapiste iyi duygularını kaybetmiş gibidir.
Hapisten çıkınca, mahkum olduğunu gösteren belge yüzünden herkes ona kötü davranır. Bir piskopos onu evine alır, o ise evden gümüş takımları çalar, fakat yakalanır. Piskopos, şikayetçi olmaz, üstelik ona iki de gümüş şamdan hediye eder; onlardan elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcamasını ister.
Son olay, Jean Valjean’ın yaşamında bir dönüm noktası olur. Madeleine adıyla iş hayatına atılır, zengin olur, belediye başkanı seçilir. Fantin adında düşmüş, fakat ruhça temiz bir kadını polis şefi Javert’in elinden kurtarır. Javert, birdenbire ortaya çıkan ve kısa sürede zengin olan ve herkesin “Baba” dediği Madeleine’in kim olduğunu merak eder.
Madeleine, aranmakta olan Jean Valjean diye başka birisinin yakalandığını öğrenince, kendi yerine suçsuz birinin küreğe mahkum edilmesine gönlü razı olmaz, polis şefi Javert’e teslim olur.
Jean Valjean, zindandan yine kaçar. Bu kez Fantine’in kızı Cossette’i büyütüp yetiştirmek ister. Javert, yine peşindedir. J. Valjean bir manastıra saklanır, Fauchelevent adı ile yaşar. Cossette büyümüştür. Üniversite öğrencisi Marius ile aralarında bir aşk doğar.
Jean Valjean, Marius’u daima korur. İhtilal başlamış, Marius, Cumhuriyetçilerin safında yer almıştır. Cumhuriyetçilerce daha önce esir alınan Javert idam edilecektir. Bu işi Jean Valjean alır ve o, Javert’in kaçmasına göz yumar. Marius çatışmada yaralanır. Ona Javert yardım eder. Jean Valjean teslim olmak için geri döner, ancak Ja-vert’i bulamaz. Javert, minnettarlık duygusuyla, görevini yapmadığı için Seine nehrine atlayarak kendi kendisini cezalandırmıştır.



        
      Anna Karelinina

Özet;
Anna Karenina, Rus aristokrasisine mensup şık ve güzel bir kadındır. Kibarlığı ve saygıdeğer kişiliği ile çevresinde hayranlık uyandırmaktadır. Kocası, yüksek bir devlet memurudur. Anna Ka-renina’nın monoton bir evlilik hayatı vardır; bütün mutluluğu evinde ve çok sevdiği çocuğunda bulmaktadır.
Bir gün, Anna Karenina’ya, ağabeyi ile yengesinin aralarının açıldığı haberi gelir. Anna onları barıştırmak için Moskova’ya gider. Orada Vronski adında yakışıklı, genç bir kontla tanışır. Kontun, Anna’nın akrabası olan bir genç kızla seviştiği haberi ortalıkta dolaşmaktadır. Aslında Kont Vronski, ilk görüşte Anna’ya hayran olmuş ve genç kadına kur yapmaya başlamıştır. Önceleri ilgisiz davranmaya çalışan Anna, bir süre sonra dayanamaz, Vronski’nin aşkına karşılık verir. Bu durum birçok dedikoduya neden olur. Genç kadın bunları umursamaz. Hatta durumu, kocasına bile anlatır. Ağırbaşlı, dedikodudan korkan bir adam olan kocası, karısının itirafları karşısında sarsılır, ama belli etmez. Çevreye karşı itibarlarının sarsılmaması için boşanmayı reddeder. Kocası, Anna’ya, çocuğunun geleceğini düşünerek bu ilişkiye son vermesini ister. Fakat Anna, Vronski’yle birlikte İtalya’ya kaçar.
Anna ile Vronski İtalya’da gözlerden ırak yaşarlar. Dönüşlerinde hiç kimse onlarla arkadaşlık yapmak istemez; dışlanırlar. Bu durum Anna’nın sinirlerini iyice bozar. Sevgilisiyle aralarında huzursuzluk başlar. Vronski de kayıtsız, içe dönük bir kişi olmuştur. Anna, Vronski’nin artık kendisini sevmediğini düşünmeye başlar. İyice bunalıma girer. Yaptıklarından büyük pişmanlık duyar ve sonunda intihar eder.
Anna’nın ölümünden sonra Vronski de manevi bir çöküntü içine girer. Çareyi orduya yazılmakta bulur.

 

Tolstoy
Rus edebiyatının tanınmış romanlarından olan Anna Karenina, realist bir eserdir. Tolstoy, bu eserinde kişileri tek tek ruhsal açıdan incelemiş, romanına psikolojik boyut kazandırmıştır. Anna Karenina’da dürüst bir ev liliğin getirdiği mutlulukla evlilikteki yasak aşkın yol açtığı yıkım anlatılır. Bu romandan 19. yüzyıl Rus aile yapısı hakkında bilgiler edinilebilir.

    Suç ve Ceza (Dostoyevski)

        Rus yazar Dostoyevski romanda, (Suç ve Ceza) bir insanın, başka bir insana karşı işlediği suçtan dolayı çektiği korkunç vicdan azabı anlatılmaktadır. On dokuzuncu yüzyılda, Rusya’nın büyük kentlerinden birindeki yoksul insanlar yan­sıtmıştır.
Ruhsal sorunları olan, üniversite öğrencisi Raskolnikof kendini çok akıllı bulur. Sosyetede bir yer etmek İçin de ne olursa olsun para bulmalıdır. Sonunda tefeci bir kadını öldürerek parasını alır. Fakat, böyle bir yöntemle para elde ettiğinden vic­dan azabı çekmeye başlar. Kendinden nefret eder, toplumdan bütünüyle uzaklaşır. İşlediği suçun top­luma zararı olmadığını, tersine toplumun bir tefeci­den kurtulduğunu düşünse de, bu pişmanlık duy­guları hafifletmez. Arkadaşlık ettiği polislerden ola­yın kapanmak üzere olduğunu öğrenince rahatlaya­cağına, büsbütün vicdan azabına tutulur ve suçunu itiraf eder. Belki de göreceği ceza acılarını hafiflete­cek, onu rahatlatacaktır.

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

 
  INFOMELDUNG_LOGINBOX  
Reklam  
   
Videolar  
   
Namaz Vakitleri  
   
Bugün 1 ziyaretçi (97 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=